Yeni Sağ – Prof. Dr. Önder Kutlu


TÜV TÜRK tarafından yapılan araç muayene ücretlerine yapılan fahiş zam nedeniyle sosyal medyada yaptığım paylaşıma farklı tepkiler geldi.

Özel bir kuruluş tarafından verilen hizmete yılbaşından itibaren TÜİK tarafından ilan edilen yıllık enflasyon oranının iki katı kadar zam yapıldı.

Zorunlu ihtiyaç olduğu konusunda uzlaşma olan aile aracının yıllık sigorta, muayene, bakım vs. türü sabit giderleri aile bütçesini sarsıyor.

Benzer bir tartışma araç sigorta bedelleriyle alakalı olarak da devam ediyor. Makul olmadığı yaygın biçimde kabul edilen bedeller insanları zor duruma düşürüyor.

Bahse konu paylaşımıma yapılan yorumlar arasında serbest piyasa ekonomisinin bu sonucu doğurduğunu söyleyenler de vardı. ‘Piyasayı kendi haline bırakırsan, bunu yapar’ yönlü değerlendirmeler geldi.

Oysa, teori öyle söylemiyor. Liberalizmin yeniden yorumlanması anlamına gelen teoriyi merhum Özal benimsemişti. Aynısını o dönemde İngiltere’de Thatcher, ABD’de Reagan da savunmuştu.

1980’li yıllarda gündeme gelen ve ekonomi, siyaset, toplum ilişkilerini yeniden kurgulayan Yeni Sağ yaklaşımı vahşi kapitalizme izin vermiyor.

‘Serbest piyasa ekonomisi’ ve ‘Güçlü devlet’ şeklinde isimlendiren Yeni Sağ, serbest piyasa ekonomisini kabul etme ve piyasada uygulanmasını engelleyici müdahalelere karşı durma şeklinde ifade edilebilir.

Bir başka ifadeyle devlet, serbest piyasa ekonomisini engelleyici müdahaleleri ortadan kaldırmalıdır.

Özel bir kuruluşun tekeline, yani insafına bırakılan temel bir hizmetin sunulma şartlarını ve ücretlendirilmesini belirleme yetki ve sorumluluğu da devlete aittir.

Yani özel sektör tekelinin fiyat ve kalite konusunda makul hizmet şartlarının belirlenmesi görevi devlete verilmiştir.

‘Güçlü devlet, serbest piyasa ekonomisini engelleyen şartları önlemede güçlü’ olacaktır.

Bugün maalesef farklı toplumsal kesimlere yapılan ücret artışlarının olumlu etkilerini çabucak gidermeye yönelik bir niyetten bahsedilebilir.

Devletin kaşıkla verdiğini kepçeyle almaya çalışan bir kesim mevcut.

Piyasa gerçekten ateş pahası. Giyim, kuşam ve sair tüketim mallarıyla hizmetlere hiç de makul olmayan zamlar geldi.

Son iki yıllık dönemdeki bu artışlar toplumu derin biçimde etkiliyor. Rekabet Kurulu ya da diğer düzenleyici ve denetleyici kurullardan bu alanlara müdahale etmelerini bekledik; beklemeye devam da ediyoruz.

Aynı ürün yabancı para cinsinden iki, üç katı fiyatlardan satılıyor. İngiltere, Almanya fiyatının üç katına satılan ürünler bulunuyor.

Anlaşılan, birileri toplumu rahatsız etmeye iyiden iyiye karar vermiş.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin getirdiği düzen bu türden yapay fiyat artışlarına doğrudan biçimde müdahale imkânlarını sunuyor.

Dünyanın her tarafında serbest piyasa ekonomisi şartlarını engelleyici kişilere ve kuruluşlara izin verilmemesi konusunda bir uzlaşma var.

Düzenleme ve denetleme sadece üç harfli marketlerle sınırlı olarak da değerlendirilemez.

Devlet, sembolik de olsa, araç muayene istasyonlarının dayattığı bedellerden başlayabilir.

Rekabetin olmadığı, sunduğu 15 dakikalık bir hizmete asgari ücretin % 15’i kadar bir bedel ödemek makul bir değil.

Yeni Sağ yaklaşımı devlete müdahale etme görevi yüklüyor. 24 Ocak 1980 kararlarıyla Türkiye’nin girdiği mecra bunu gerektiriyor.

Aradan geçen 43 yıllık dönem boyunca tüm hükümetler aynı politikayı uyguladılar. Son 20 yıllık Ak Parti dönemi bundan farklı bir yola girmedi.

Şubat 2001 krizi ile başlayan son dönem halen devam ediyor.

Babacan hükümette olduğu dönemlerde farklı bir şey yapmadı.

Ak Parti politikaları değiştirmedi.

Devlet acilen mücadele etmeli, piyasadaki ağırlığını hissettirmelidir.



Source link

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*